Yargıtay Tebliğnamesi Üzerine – Av. Aytaç Ünsal

3 Şubat tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 2019/118227 numaralı tebliğnamesini açıkladı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, özetle dosyanın onanmasını talep ediyor. Yani halkın avukatlarına verilen 159 yıl hapis cezasının hukuka uygun olduğunu iddia ediyorlar.

Açmak gerekirse, savcılık; tahliye kararı veren mahkemenin gerekçesiz olarak tahliye kararını tutuklama yakalamasına çevirmesini, tahliye kararı veren hakimlerin ‘’tenzil-i rütbe’’ ile farklı mahkemelerde görevlendirilmesini, açık bir tanığın mahkeme salonuna getirilmeden yüzü gizlenerek dinlenmesini, mahkemenin gizli tanıkları sorularıyla yönlendirmesini, gizli tanıkların açıkça yalan söylediklerinin kanıtlanmasına rağmen delil olarak kullanılmasını, mahkeme tarafından delilleri araştırma taleplerinin gerekçesiz olarak reddedilmesini, bilirkişi raporuyla delil olamayacağı kanıtlanmış dijitallerin delil kabul edilmesini, sürekli olarak savunma avukatlarının salondan çıkarılmasını, karar duruşmasında savunma avukatları ve tutsak avukatlar olmadan boş salonlara kararın okunmasını hukuka uygun buluyor. Biz bu listeye sayfalar dolusu ek yapabiliriz. Çünkü 37.Ağır Ceza Mahkemesinin yürüttüğü Halkın Hukuk Bürosu yargılaması, baştan aşağı hukuksuzluk ve yasadışılıklarla doludur.

Hiç şaşırmadık! Çünkü bu davada başından beri oligarşinin eli vardır. Bu yüzden tahliye olmamıza rağmen 6 saat boyunca Silivri Hapishanesi’nde bekletildik. Bu nedenle tahliye kararımız alelacele geri alındı ve tahliye kararı veren hakimler mahkemeden alınarak cezalandırıldı. Tekrar tutuklandıktan sonra duruşma süreci 3 celsede, jet hızıyla toplam 6 ayda bitirildi. İstinaf süreci 7 ayda tamamlandı. Dosya sorgusuz sualsiz onandı. Türkiye’de bu şekilde 11 ayda tamamlanan başka bir siyasi dava örneği yoktur. Oligarşinin adaletindeki hız, temyiz sürecinde de devam ediyor.

Savcılığın tebliğnamesinden bu acelecilik açıkça görülüyor; 20 avukatın yargılandığı, 75 klasörlük bir dosyada tebliğname sadece 5 sayfadır. Savcılığın bilimsel olmayan çıkarsamaları ve yorumlarından başka bir şey yoktur.

Savcılık yorum yapıyor, niyetini ortaya koyuyor. Şöyle diyor savcılık: ‘’Mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirince… hukuka uygun, kanuni ve yeterli olarak açıklanan…’’ İstanbul 37.Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını böyle yorumluyor. 37.Ağır Ceza Mahkemesi’nin inancına ve takdirine güveniyor!

Bugün 37.Ağır Ceza Mahkemesi sadece oligarşiye inanıyor. Oligarşinin takdiri neyse onu yapıyor. 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nin bir iradesi, bağımsızlığı yoktur. ABD emperyalizminin McCarthy dönemindeki komünist avında kullandığı siyasi komitelerin işlevi neyse, 37. Ağır Ceza Mahkemesinin işlevi de odur. 37.Ağır Ceza Mahkemesi, iktidarın ve devletin siyasi düşmanlarının infaz edildiği bir mahkemedir. Bu mahkemeye güvenmek ve koşulsuz inanmak, bir hukukçunun yapabileceği bir şey değildir. Mahkemenin inanç ve takdirine güveniyorum demek, siyasi bir komiteyle işbirliği yapmaktır, birlikte çalışmaktır.

Bu nedenle tebliğnamede konuşan asıl olarak oligarşidir; oligarşinin çıkarları, oligarşinin iradesidir. Tebliğnamenin siyasi anlamı, ‘’Bunlar halkın avukatlığını yaparak teröristlik yapmışlardır, hızla cezalarını kesin.’’dir. Konuşan aslında bu ülkenin egemenleridir.

1980 cuntasında Kenan Evren‘e mektup yazan Vehbi Koç, önerilerini sıralıyordu ve şöyle diyordu:  ‘’Anarşistlerin ve suçluların mahkemeleri uzatılmamalı ve cezaları süratle verilmelidir.’’ Bugün de konuşan aynı iradedir.

Halkın Hukuk Bürosu avukatları halka hak bilinci taşıyor, adalet mücadelesini örgütlüyor, halk için avukatlık avukatlık pratiğini yaygınlaştırıyor. Devrimcileri mahkemelerde, karakollarda, hapishanelerde yalnız bırakmıyor. Bu nedenle Halkın Hukuk Bürosu bu düzen için tehdittir. Halka, adalet mücadelesi verilebileceğini, hakların kazanılabileceğini göstermektedir. Bu yüzden Halkın Hukuk Bürosu yok edilmelidir; Halkın Hukuk Bürosu davasında hakim olan düşünce, başından beri budur. Hukuk, kanun ve yargı yoktur duruşma sürecinde; açık,ilkel bir düşmanlık vardır. Devlet, davanın her aşamasında açık bir intikamcılıkla hareket etmiştir. Tebliğname bu aşamada da söylediklerimizin kanıtı olmuştur.

Yukarıda Koç’un, Evren’e önerisini yazdık. Oradan da anlaşılacağı gibi ‘’Süratle ceza kesme’’ uygulaması yalnızca bize has bir şey değildir, olmayacaktır. Bütün siyasi davalarda uygulanmak istenen pratik budur. Aslında yargıda süre düzenlenmesinin asıl amacı da budur. Vatanseverlere, sosyalistlere, devrimcilere hızla cezalar verilmek istenmektedir.

Herkesin bildiği üzere tahliye olduktan sonra tekrar tutuklama pratiği yalnız bizimle sınırlı kalmadı, daha sonra birçok dosyada uygulandı. Uygulama olarak yargı pratiğine yerleşti, alışıldı ve kanıksandı. Kimse AKP değişince bunlar bitecek diye düşünmesin. Ergenekon süreçlerinde gizli tanıklık ve birçok başka uygulamalar tartışıldı fakat bu uygulamaların tamamı yargıda daha da sık kullanılmaya devam etti. Bize karşı yapılan hukuksuzluk açısından da farklı olmayacaktır.

Bugün bizim açlığımızla direndiğimiz adaletsizlik, somut olarak budur. Hakimleri, savcıları yaşadığımız açık hukuksuzluklara gözlerini kapatıp cezaları onaylayacaklar ve biz de bunu kabulleneceğiz, bekledikleri budur. Bu sayede bizim üzerimizden halka ve avukatlara mesaj verecekler: ‘’Bakın gördünüz mü adalet istediler, halk için avukatlık yaptılar ve cezalarını aldılar, oturdular.’’ Direnişimiz, böyle olmayacağının kanıtıdır; bizi adaletsizliğe mahkum edemeyeceklerinin, keyfiliğe boğamayacaklarının kanıtıdır.

Halkın Hukuk Bürosu’na ‘’Cezayı verdim gitti.’’ demek kolay değildir. Büromuzu, halk için avukatlık pratiğimizi canımızla koruruz. Halkın Hukuk Bürosu’nun faaliyetleri asla engellenemez. Bugün büro avukatları tutuklu olmasına rağmen, büromuz büyüyerek çalışmalarına devam etmektedir.

Süratle, hızla ceza kesmeye çalışanlar Halkın Hukuk Bürosu’nu durdurabileceğini sanıyorlar. Ne Yargıtay kararları, ne işkenceler, ne tutsaklıklar, ne ölümler Halkın Hukuk Bürosu’nu bitiremez. Hukuksuz ve yasadışı hazırlanan dosyalarla 159 yıl cezayı hızla onamak isteyenler bizi denemesin, sınamasınlar. Halkın Hukuk Bürosu avukatlarını denemek ve sınamak isteyenler, bu direnişimizle Av. Fuat Erdoğan’ın, ölüm orucuna yatan Behiç Aşçı’nın iradesiyle karşılaşacaklardır.

Adaletsizliğe asla teslim olmayacağız! Adalet mücadelesi vermek, halk için avukatlık yapmak suç değildir! Suçlular, halk için avukatlık yapanlara 25 yıldır zulmedenlerdir ve tarih nezdinde çoktan mahkum olmuşlardır!

Av. Aytaç ÜNSAL – Burhaniye T Tipi Hapishanesi

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here