Bir Mermi De Bizden – Av. Aytaç ÜNSAL


Büyük ölülerini bağrına basıp

Yaralı insanlarımız

Kahramanlarımız konuşuyor :

“Benim olsun, senin olsun, bizim olsun,

Hani kardeşlerimiz vardı ya

Bu dünyada.

-Kız kardeşlerimiz, annelerimiz, şairlerimiz-

Dumdum kurşunuyla vursalar da

Her zaman böyle döğüşeceğiz :

Gırtlak gırtlağa, diş dişe, tank tanka

Demokrasi için,

Eşitlik ve hürlük uğruna”

Bir mermi de benden aslanım

Bir mermi de benden

Bir mermi de benden

Zafer topları, mübarek namlular!

Sevgili Dostlarımız, Değerli Meslektaşlarımız, Canımız Türkiye Halkları, Merhaba!

Bir mermi de benden diyor usta şair Enver Gökçe. Ne mermisi ne kavgası diye düşünülebilir. Bugün Halkın Hukuk Bürosu avukatları olarak bir savaş içindeyiz. Bir hukuk savaşı, bir adalet savaşı. Hukuki olanla hukuksuzluk, adaletli olanla adaletsizlik, haklı olanla haksızlık kıyasıya çarpışıyor.

Adaletsizliklere mahkum edilmeye çalışılıyoruz; ama bir adalet savaşı veriyoruz. Adalet savaşını ise sadece biz yürütmüyoruz. Bu genel bir savaşın küçük bir parçası. Bu savaş halkla patronlar, zenginler bir bütün olarak egemenler arasında. Halk saatlerce çalışıyor, alın teriyle, günde beşer onar tabutlara girerek üretiyor, toplumsal bir zenginlik yaratıyor. Koçlar, Sabancılar onların örgütü TÜSİAD onlar adına AKP bu zenginliğe el koyuyor, halka vermiyor. Köleler gibi sadece ölüm eşiğinde yaşamaya yerecek kadarını veriyorlar. Bu da yetmiyor, elimizdekini, cebimizdekini, kursağımızdakini, kefen paramızı bile çalıyorlar. Boğazından lokma inmeyen bebeğimizi katlediyorlar. İlaç alamadığımız iin çocuğumuzu, annemizi öldürüyorlar. Kıdem tazminatımıza, emeklilik ikramiyemize göz dikiyorlar.  Açlık sınırında bir yaşama mahkum ediyoruz. Yetmiyor elimizdeki avcumuzdaki. İtiraz ediyoruz bu duruma. Yaptığı haksızlıklar yüzüne vurulunca deliye dönen bir çete liderinin tekme tokat girişmesi gibi üzerimize saldırıyorlar. Copluyorlar, biber gazıyla boğuyorlar, saçlarımızdan yerlerde sürüklüyorlar, kollarımızı kırıyorlar, işkence yapıyorlar. “Adalet İstiyoruz” dedik diye gece yarısı kara maskeli korkaklarıyla evlerimizi basıyorlar, cübbeli cellatlarının başında durduğu sulh ceza mahkemeleri tutukluyor, hapishanelerde tecrit ediyorlar, cezalar yağdırıyorlar, ihraç ediyorlar, işten atıyorlar, öldürüyorlar bizi. En son Elazığ’da olduğu gibi betondan tabutlara gömüyorlar bizi. İki bebeği aynı tabuta koyduruyorlar, susalım istiyorlar. Arsızlar oldukça, sustukça yalnızlığa, bunalımlara, intiharlara sürükleniyoruz. Kabul edin diyorlar açlığı da, dayakları, aşağılanmayı, onursuzluğu ve köleliği. Bugün buna devrimciler dışında itiraz eden kimse yok. Susuldukça cehennem meşrulaşıyor.

Susmuyoruz ve kabul etmiyoruz! Burası Anadolu Toprakları, burada Hilful Füdul (Faziletliler Yemini) denilen adaletsizliklere karşı tek bir el gibi mücadele edileceğine dair and da vardır. Pir Sultan Abdallar da, padişah fermanı yazınca dağlara çıkan Dadaloğlular da, Bolu Beylerine kök söktüren Köroğlular da, ağaları konakları yakan Çakırcalı Efeler de vardır. Burası annelerin çocuklarını “hak yeme, haksızlığı kabul etme” diye büyüttüğü topraklardır. İşte biz bu vatanın ve halkın avukatlarıyız. Kerbela şehitleriyiz, Mem-u Zin’iz, Kuvâ-yi Milliye, Deniz Gezmiş, İbrahim Kaypakkaya, Mahir Çayan’ız, Av. Halit Çelenkler, Fuat Erdoğanlarız. Hiçbir güç bizi yenemez.  Hiçbir güç Anadolu halklarını yenemez.

Adalet savaşında adaletsizliklere karşı büyük bir adalet mücadelesi sürmeye devam ediyor. Devrimciler bedenlerini ortaya koyarak, ölüm oruçlarıyla vuruyorlar zulme. Vatanseverlikle Amerikan uşaklığı, devrimcilikle akıllı solculuk; kurtuluşçu düşüncelerle, işbirlikçilik , halkın ile oligarşi değerler ile yanlışlar arasına çok kalın çizgiler çekiyorlar. “Ya Adalet Ya Ölüm” “Ölürüz ama devrimci sanatçılığı tasfiye ettirmeyiz.” diye haykırıyorlar.

3 Şubat itibariyle biz de haykırıyoruz: “Devrimci avukatlık cezayı verdik gitti denilerek, terör listelerine konularak, terörist ilan edilerek tasfiye edilemez.” Açlığımıza ara vermiştik ama adaletsizlik büyüyerek sürüyor. Müvekkillerimiz gün gün ölüme gidiyor. Biz de adaletsizliklerle boğulmak isteniyoruz. Kabul etmiyoruz asla kanıksamıyoruz! Her koşulda devrimci avukatlık yapmaya devam ediyoruz. 3 Şubat itibariyle Nazilere karşı savaşan, İspanya’da iç savaşa katılan diktatörlere kök söktüren, cuntalarla hukuk ve adalet savaşı veren tüm meslektaşlarımızın Kurtuluş Savaşı’nda Kuvâ-yi Milliyeci avukatların, devrimci avukatlık pratiğine emek veren meslektaşlarımızın biriktirdiği değerlerin gücüyle biz de bedenlerimizi açlığa yatırıyoruz. Ve halk olarak hepimize dayatılan bu adaletsizliğe, kölece yaşama “Hayır, bin kere Hayır” diyoruz. Sessiz kalmazsak ve koşulları değiştirebiliriz, herkese göstereceğiz, değiştireceğiz.

Bugün ölüm oruçları, açlığımız, direnişler faşizmi vuran adaletsizliği, haksızlığı vuran mermilerdir. Böyle vura vura vatanımıza adaletli günler gelecek. Adalet için bağımsızlık için şairimizin de dediği gibi “bir mermi de bizden.”

Av. Aytaç ÜNSAL – Burhaniye T Tipi Hapishanesi

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here