HHB – Enternasyonal Bürosundan Mustafa Koçak Açıklaması

0
22

MUSTAFA KOÇAK ADALET TALEBİYLE SÜRDÜRDÜĞÜ

ÖLÜM ORUCU DİRENİŞİNİN 297. GÜNÜNDE ŞEHİT DÜŞTÜ

MUSTAFA’NIN KATİLİ ONA “ADİL YARGILANMA HAKKINI” BİLE ÇOK GÖREN TÜRKİYE FAŞİZMİDİR, AKP İKTİDARIDIR.

Mustafa Koçak, 28 yaşında Türkiyeli bir gençti. Yaklaşık 3 yıl önce, İstanbul’da siyasi polis tarafından sokak ortasından kaçırılarak gözaltına alındı. Gözaltına alınma sebebi, polisin tehdit ve şantajla Mustafa hakkında zorla ifade aldığı bir kişinin iftiralarıydı. Sadece Mustafa değil 300’den fazla kişi bu iftiracının yalan ifadeleri yüzünden polis tarafından gözaltına alınıp tutuklanmıştı. Mustafa da sadece bu yalan ifadeler yüzünden, hiçbir ilgisi olmayan bir olaya katıldığı suçlamasıyla kaçırılıp gözaltına alındı, 12 gün boyunca gözaltında tutuldu. İşte Mustafa’yı ölüme götüren, onun adaletsizlikle boğulmak istendiği süreç böyle başladı.

Siyasi polis, 12 gün boyunca Mustafa Koçak’a baskı ve işkence yaparak, tehdit ve şantajla başkaları aleyhine yalan ifade vermeye zorladı. Mustafa bu onursuzluğu kabul etmedi, direndi. Polis ve savcılık, Mustafa’ya yapılan işkenceler açığa çıkmasın diye 110 avukatın Mustafa’yla görüşmesini yasakladı. Mustafa bütün işkencelere, tehditlere rağmen yalan ifade vermeyi kabul etmediği için tutuklandı. Hiçbir ilgisi olmayan bir olay nedeniyle aylarca hukuksuz şekilde tutuklu kaldı.

Mustafa Koçak, Berkin Elvan’ın 2013 yılında Haziran Ayaklanması sırasında İstanbul’da polis tarafından katledilmesiyle ilgili soruşturmayı yürüten savcı Mehmet Selim Kiraz’ın, İstanbul adliyesinde 31 Mart 2015’te Şafak Yayla ve Bahtiyar Doğruyol isimli iki DHKC üyesi tarafından rehin alındığı ve yapılan polis operasyonu sonucunda öldürüldüğü olaya katılmakla suçlandı. Bu operasyonda DHKC üyeleri Şafak Yayla ve Bahtiyar Doğruyol da polis tarafından öldürülmüş, bu eylemin nasıl gerçekleştirildiği polis tarafından açığa çıkarılamamıştı. Türk polisi, işte bu başarısızlığını gizlemek için yalancı tanık ifadeleriyle Mustafa’yı bu eylemden sorumlu tuttu.

Mustafa Koçak’ın bu olaya katıldığına dair yalancı tanığın ifadesi dışında başka hiçbir delil yoktu. Mustafa aleyhine ifade veren başka bir tanık, bu ifadelerinin polisin baskıları ve tehditleri sonucu alındığını, bu ifadelerin doğru olmadığını, kabul etmediğini Mustafa’yı yargılayan mahkemeye yazılı olarak bildirdi ama mahkeme bunları dikkate almadı. Mahkeme, Mustafa’nın ve savunma avukatlarının bu tanığın dinlenmesi taleplerini ve Mustafa’nın lehine olan delillerin toplanması taleplerini reddetti. Mustafa’ya kendini savunma hakkı tanımadı. Davanın sonunda Mustafa’ya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ve 42 yıl hapis cezası verildi. Mahkeme, yalancı tanığın ifadesi dışında hiçbir delil olmadan verdiği bu hukuka aykırı kararı “vicdani kanaatle” verdiklerini açıkladı. Ama biz biliyoruz ki, mahkeme Mustafa’ya bu cezayı vicdani kanaatle değil siyasi iktidarın, AKP iktidarının talimatlarıyla verdi. Yani Mustafa Koçak, Türkiye hükümetinin, AKP faşizminin, bir savcının DHKC tarafından öldürülmesi eyleminin intikamını almak amacıyla, siyasi bir yargılama sonucu cezalandırdığı bir siyasi tutsaktı. Yargılama boyunca yaşanan bütün hukuksuzluklar, mahkemenin Mustafa’ya hiçbir delil olmadan bu kadar ağır bir ceza vermesi bunun göstergesidir.

            İşte Mustafa Koçak, bu hukuksuzluğa, bu adaletsizliğe, bu keyfiliğe boyun eğmeyerek açlık grevine başladı. Yeniden ve adil bir şekilde yargılanmayı istedi. Tek istediği, bağımsız bir mahkemede, tarafsız hakimler tarafından yeniden yargılanmaktı. Savunma hakkını kullanmak istedi. Kendi tanıklarını dinletmek istedi. İşkenceyle, tehditle aleyhinde yalan ifade veren, bunu mahkemeye de bildiren tanığın yeniden dinlenmesini istedi. Yani hukukun, yasaların uygulanmasını istedi. Bu taleplerle, sesini duyurmak, adil yargılanmak istediğini anlatmak için başladığı açlık grevi eylemini 90. gününde ölüm orucuna çevirdi. AKP iktidarı ve onun talimatlarıyla Mustafa’yı cezalandıran mahkemeler, 297 gün boyunca, Mustafa’nın adil yargılanma talebine kulaklarını tıkadılar, bu talebi duymazdan geldiler.

            Mustafa’nın talebi çok sade, basit ve netti. Sadece yeniden ve adil yargılanmayı istiyordu. Bu kabul edilebilir bir talepti. Ama AKP faşizmi onun bu talebini kabul etmek yerine ona önce zorla müdahale ederek direnişini bitirmeyi denedi. Mustafa Koçak ölüm orucunun 254. gününde, kendi iradesi dışında ve hukuka aykırı şekilde zorla hastaneye kaçırıldı. 5 gün boyunca “tıbbi müdahale” ve ”besleme” adı altında işkence yapıldı. Kollarından ve ayaklarından yatağa kelepçelenen Mustafa’ya 73 kez serum takılarak zorla beslenmeye çalışıldı. Copla tecavüz edildi. Bütün bu işkencelere rağmen Mustafa direnişinden vaz geçmedi. Adalet istemeye, açlığıyla adil yargılanma talebini haykırmaya devam etti. Mustafa, 297 gün boyunca açlığıyla adalet istedi. Adalete açlığını, 297 gün direnerek dindirmek istedi. Aile, arkadaşları, yoldaşları 297 gün boyunca ona yapılan zulmü, adaletsizliği anlattılar. Ve Mustafa Koçak dün gece, 24 Nisan 2020’de, direnişinin 297. gününde adalete aç olarak ölümsüzleşti.

            Hiçbir çarpıtma, hiçbir demagoji Mustafa’nın katillerini gizleyemez. Mustafa’nın katili onu adalete aç bırakanlardır. AKP faşizmi ve onun emriyle Mustafa’yı canlı canlı beton mezarlara gömmek isteyen hakim ve savcılardır. Mustafa’ya işkence eden Mengele artığı doktorlar, hapishane müdürü ve gardiyanlardır. En tepedekinden en alttakine bu mekanizmanın parçaları olan, Mustafa’nın adalet çığlığına kulaklarını tıkayanlardır.

            Şarkılarını özgürce söyleyebilmek için ölüm orucunda olan Grup Yorum üyesi Helin Bölek direnişinin 288. gününde, adil yargılanma isteyen Mustafa Koçak direnişinin 297. gününde ölümsüzleşti. Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek de şarkılarını özgürce söyleyebilmek için 312 gündür ölüm orucunda. Halkın Hukuk Bürosu avukatı Aytaç Ünsal 82, avukat Ebru Timtik 112 gündür adil yargılanma talebiyle ölüm orucunda. Siyasi tutsaklar Didem Akmak ve Özgür Karakaya da adil yargılanma talebiyle 66 gündür ölüm orucunda.

            Mustafa Koçak, ölümünden bir gün önce ailesiyle yaptığı son telefon görüşmesinde, “Nefes alamıyorum, artık zamanım kalmadı” demişti. Evet, Mustafa için artık zaman kalmadı. Ama Mustafa için zaman durdu ama onlar için zaman hala akıyor. Onlar için hala zamanımız var.

Helin’i ve Mustafa’yı kaybettik, onları yaşatalım.

Onları yaşatmak bizim elimizde. Birlikte ve daha güçlü mücadele ile, desteğimizle, sahiplenmemizle onları yaşatabiliriz.

            Ölüm orucundaki Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’in talepleri kabul edilsin!

Halkın avukatlarının ve devrimci tutsaklar Didem Akman ve Özgür Karakaya’nın adil yargılanma talepleri kabul edilsin!

HALKIN HUKUK BÜROSU-ENTERNASYONAL BÜRO

PEOPLE’S LAW OFFICE-INTERNATIONAL OFFICE

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here