[Click here for English translation]

İSTANBUL 38. AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE
Gönderilmek Üzere
İSTANBUL 37. AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE

HAYATİ TEHLİKE NEDENİYLE
İVEDİ İNCELEME
TALEPLİDİR

DOSYA & KARAR NO : 2018/84 E – 2019/125 K

SANIK                    :  Ebru TİMTİK Aytaç ÜNSAL

MÜDAFİ                 :

KONU                  : Müvekkiller Ebru TİMTİK ve Aytaç ÜNSAL’ın tutukluluk halinin uzamış açlığa bağlı nedenlerden kaynaklı hayati risk teşkil etmesi sebebiyle yaptığımız Adli Tıp Kurumuna sevk ve tahliye talebinin Adli Tıp Kurumu tarafından cezaevinde kalamayacakları yönünde görüş bildirilmesine karşın tahliye talebinin mahkemece reddine dair itirazımızdır.

AÇIKLAMALAR    :

Mahkemenizin yukarıda esası verilen dosyasında adil bir yargılama yapılmadığını, savunma hakkının ihlal edildiğini ve verilen kararın kabul edilemez olduğunu düşünen meslektaşlarımız Aytaç Ünsal ve Ebru Timtik açlık grevine başlamışlar ve 5 Nisan 2020 tarihinde açlık grevlerini ölüm orucuna çevirmişlerdir.

14/04/2020 TBMM’’de kabul edilen 15/04/2020 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yasalaşan cezaevi güvenlik tedbirleri kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15. Maddesi ile yapılan düzenlemeye göre ““(4) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de adlî kontrol kararı verebilir.” hükmü gereğince ilk derece mahkemesi olan İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinden müvekkiller hakkında tahliye kararı verilmesi talep edilmiştir.

Mahkemece müvekkillerin cezaevi koşullarında kalıp kalkamayacakları değerlendirilmek üzere Adli tıp kurumuna sevki yapılmış, ATK dairesince yapılan muayeneleri sonucu tanzim edilen raporda “sanıkların cezaevi şartlarında kalmasının sağlıkları açısından uygun olmayıp hastane şartlarında yatırılarak tıbbi takip ve tedavilerinin sağlanması gerektiği” belirtilmiştir.

İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesine geçiçi olarak görevlendirildiği anlaşılan nöbetçi heyet tarafından ATK raporu “bu aşamada tıbbi takip ve tedavilerinin ilgili Cezaevleri idaresince sağlanması suretiyle rapor gereğinin yerine getirilebileceği” değerlendirmesine tabi tutulmuş; tahliye talebimiz reddedilmiş ve müvekkillerin hastaneye kaldırılmasına karar verilmiştir.

-1-

KANUNA GÖRE İLK DERECE MAHKEMESİ ATK RAPORU DOĞRULTUSUNDA ADLİ KONTROL KARARI DIŞINDA HERHANGİ BİR KARAR VERMEYE YETKİLİ KILINMAMIŞTIR!

Kanuni düzenleme;  “Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de adlî kontrol kararı verebilir.” şeklinde olup Yargıtay incelemesinde olan bir dosyada ilk derece mahkemesinin yetkisi adli kontrol kararı vermek ile sınırlandırılmıştır. İlk derece mahkemesinin müvekkillerin hastaneye kaldırılması yönündeki kararı kanunda açıkça tanımlanan yetkisinin dışındadır.

-2-

AYNI DURUM VE AYNI İÇERİKLİ RAPORLAR OLMASINA KARŞIN MAHKEMENİN İKİ FARKLI KARAR KURMUŞ OLMASI BÜTÜNÜYLE HUKUKA AYKIRIDIR!

Benzer bir olayda uzamış açlığa bağlı gelişen sağlık sorunları nedeniyle yine İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından  21/02/2020 tarihli T.C. Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca hazırlanan rapor ile uzamış açlığa bağlı gelişen sağlık sorunları nedeniyle cezaevi şartlarında kalmasının sağlığı açısından uygun olmadığına dair tespit yapılmış ve tutuklu hakkında 2020/28 E. sayılı dosyası kapsamında TAHLİYESİNE karar verilmiş olup aynı içerikte olan ATK raporu ve tahliye kararı ekte sunulmuştur.

-3-

MEVCUT PANDEMİ ŞARTLARI DÜŞÜNÜLDÜĞÜNDE MÜVEKKİLLERİN İSTEMLERİ DIŞINDA HASTANEYE KALDIRILMASI DAHA BÜYÜK BİR RİSKİ DOĞURMAKTADIR

Müvekkillerin rızası dışında hastaneye kaldırılması durumu içinde bulunduğumuz günlerde hastane şartlarının bağışıklık sistemi zayıflamış olan bireyler için uygun olmaması sebebiyle ciddi risk teşkil etmektedir. Uzamış açlığa bağlı olarak bağışıklık sistemi ileri derecede zayıflamış olan hastaların hastanede kalmalarının pandemik düzeyde olan SARS-CoV2 salgını ve diğer hastane enfeksiyonları açısından risk taşıdığı yine benzer bir olaya konu olan Ümraniye Eğitim Araştırma Hastanesi Uzman Sağlık kurulu tarafından 16/03/2020 tarihli heyet raporu ile tespit edilmiştir. Yine sağlık bakanlığının 14500235-403.99/ sayılı “Pandemi Hastaneleri” konulu genelgesi ile özel ve devlet hastaneleri Pandemi Hastanesi olarak ilan edilmiştir. ( Ek. Benzer Bir Olaya Dair Ümraniye Eğitim Araştırma Hastanesi Uzman Sağlık Kurulu Raporu)

                                                                        -4-

MÜVEKKİLLER ADİL YARGILANMA TALEBİYLE ÖLÜM ORUCUNDA OLUP TEDAVİ YÖNÜNDE BİR TALEPLERİ OLMAMIŞTIR. RIZA DIŞINDA TIBBİ MÜDAHALE HUKUKEN MÜMKÜN DEĞİLDİR.

Müvekkillerin ölüm orucu eylemleri çok basit ve hukuki talepler içermekte olup talepleri kabul edilene kadar herhangi tedaviyi kabul etmediklerini kamuoyuna ve yetkili makamlara dilekçeleriyle birçok kere bildirmişlerdir. Anayasa madde 17 ile “Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.” hükmü ile kişinin rızası hilafına tıbbi müdahale edilemeyeceği ortaya konmuştur. Hasta Hakları Yönetmeliği 24. madde tıbbi müdahale için rızayı zorunlu tutmuş ve istisna halini “Hastanın rızasının alınamadığı hayati tehlikesinin bulunduğu ve bilincinin kapalı olduğu acil durumlar ile hastanın bir organının kaybına veya fonksiyonunu ifa edemez hale gelmesine yol açacak durumun varlığı halinde, hastaya tıbbi müdahalede bulunmak rızaya bağlı değildir. “ hükmü ile ancak şahsın hayati tehlikesi ile bilinç kaybının birlikte olduğu hallerle sınırlı tutmuştur. Müvekkillerin bilinçleri açık olup yapılacak olan her müdahale hukuka aykırı olmakla birlikte suç da teşkil edecektir. Mahkemenin kararı madde 17 gereğince Anayasa’ya da aykırı olup insan hakları ihlali anlamına gelmektedir. Bu kararın infazı ne mevzuatımız ile ne de insan hakları ilkeleri gereği mümkün değildir.

Yine benzer bir olaya dair ek olarak sunduğumuz Ümraniye Eğitim Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu Raporunda da “ulusal ve ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler gereği akıl sağlığı yerinde olan bireylere kendi istekleri dışında ve onamları olmadan herhangi bir tıbbi müdahalede bulunulamayacağı” vurgulanmıştır.

SONUÇ VE İSTEM

Müvekkillerin cezaevi şartlarında kalmasının sağlığı açısından uygun olmaması yönündeki başvurumuza dair ATK tarafından “cezaevi şartlarında kalmasının sağlıkları açısından uygun olmadığı” değerlendirmesi yapılmış olmasına karşın İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinin geçici görevlendirilen nöbetçi heyeti tarafından benzer olaylardaki uygulamadan farklı ve kanuni yetkisinin dışında olacak şekilde tahliye talebimizin reddine karar verilmesi ve müvekkillerin hayatını riske atacak bir biçimde hastaneye yatırmaları şeklindeki kararı bütünüyle hukuka aykırı olup, mahkemenin pandemi şartları nedeniyle hayati risk doğuran kararının kaldırılarak kanuni prosedürün izlenmesini ve müvekkillerin tahliyesine karar verilmesini talep ederiz. 30.07.2020

Ekler

  1. Benzer bir olaya dair 21/02/2020 tarihli Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca hazırlanan uzamış açlığa bağlı gelişen sağlık sorunları nedeniyle başvurucunun cezaevi şartlarında kalmasının sağlığı açısından uygun olmadığına dair uzman mütalaası ve İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinin tahliye kararı.
  • Uzamış açlığa bağlı olarak bağışıklık sistemi ileri derecede zayıflamış olan hastaların hastanede kalmalarının pandemik düzeyde olan SARS-CoV2 salgını ve diğer hastane enfeksiyonları açısından risk taşıdığı yine benzer bir olaya konu olan Ümraniye Eğitim Araştırma Hastanesi Uzman Sağlık kurulu tarafından 16/03/2020 tarihli heyet raporu

1 COMMENT

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here